İlker Başbuğ: 'Yakasından tutar atardık!'

TBMM'de kurulan Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu çalışmalarını sürdürürken komisyona bugün katılan eski Gelenkurmay Başkanı İlker Başbuğ önemli açıklamalarda bulundu.

İlker Başbuğ: 'Yakasından tutar atardık!'
Bu içerik 275 kez okundu.

TBMM’de kurulan Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu çalışmalarını sürdürmeye devam etti. Komisyona bugün eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ da katıldı.
İlker Başbuğ, sunumuna “Bugüne kadar görüş ve düşüncelerimi, hem medyada hem de kitaplarımda en açık ve net olarak ifade ettim. Burada yeni bir şey söylemeyeceğim. Buraya gelmemin iki nedeni var: Birincisi; bu yüce kurumun, TBMM’nin manevi şahsiyetine duyduğum saygı, ikincisi ise düşüncelerimi şimdiye kadar konuşmalarımla ve kitaplarımla kamuoyu ile paylaşmış olsam da, bunların TBMM kayıtlarına, zaptına girmesini önemsiyorum. Kitaplar kaybolabilir ama zabıtlar 100 yıl sonra da yaşayacak” diyerek başladı.
Yazdığı 8 kitabı, TBMM kütüphanesine hediye etmek üzere getirdiğini söyleyen Başbuğ, komisyon üyelerinden “Ben her zaman partiler üstü bir durumda olmaya özen gösterdim. Bana soru yöneltirken de lütfen bunu unutmayın.” isteğinde bulundu.
FETÖ’ye en açık şekilde tavır alan bürokratın, devlet adamının kendisi olduğunu savunan Başbuğ, gelmiş geçmiş bütün siyasetçilerin FETÖ’nün yaptıklarının bir sosyal hizmet olarak gördüklerini belirterek, “Buna niye karşı çıkmak gerektiğini anlamadılar” dedi.

İlker Başbuğ'un sunumundan satır başları:

'15 Temmuz’a askeri darbe demek TSK’ya büyük haksızlık olur.'

15 Temmuz’a askeri darbe demek TSK’ya büyük haksızlık olur. FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerine sızdırdığı cunta vasıtasıyla yaptığı bir darbedir.15 Temmuz’da yaşananları bir oyun veya diğer terimlerle değerlendirilmesinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Darbenin başarısız olmasındaki en önemli etken, TSK’nın komuta kademesinin darbe girişimine karşı durması ve direnmesidir.

‘Komutanım bunu size gayri resmi veriyorum’

“Genelkurmay Başkanlığım döneminde 2008 yılında MİT’ten (Emre Taner müsteşardı) Fetullah Gülen cemaatiyle ilgili rapor istedim. Bir süre sonra bir rapor verdi. Yaklaşık 100 sayfaydı. Raporu verirken, ‘Komutanım bunu size gayri resmi veriyorum’ dedi. Benim için önemi yoktu. Raporda Fetullah Gülen cemaati ile ilgili genel bilgiler vardı. Kimdir bunlar, TSK’ya nasıl sızıyorlar, bir bilgi yoktu. Sadece polislerle ilgili isimler vardı. 8-9 polisin ismi vardı, en tepedeki isim de Ali Fuat Yılmazer’di. Polislerin isimlerini Başbakan’a verdim.”
FETÖ’nün en güçlü olduğu konu, bilgi sahibi olmalarıdır. Teknolojik olanaklarla güvenlik arasında dengeyi kuramazsanız, bu adamlar da bilgiye sahip olur.


‘Bugün bize yarın size’

Genelkurmay Başkanı olduğum dönemde Başbakan’a ‘Bugün bize yarın size’ dedim. Bana, ‘Komutanım siz bunları çok büyütüyorsunuz’ dedi. Büyütüyoruz çünkü çok ciddi bir tehlike.


'Çuval çuval belge çıktı diyorlar, yalan'

“Hakim Kadir Kayan Kozmik Odada arama yapmak için geldi. ‘Sayın Başbakan’a anlatalım, izin verirse ararsınız’ dedim. Başbakana bu aramaya müsaade edersek, ülke güvenliği açısından mahsurları çıkabilir dedik. Sonuç alamadık ve arama yapıldı. 25 Aralık 2009’da başladı, 20 Ocak 2010’da bitti. Hakim oradan belge çıkaramaz. Zaten çoğu dijital veriler. Kadir Kayan da belge çıkartmadı, müsaade etmedik. Hakim kod kelimeler yazdı, onun karşılığını aradı. Çuval çuval belge çıktı diyorlar, yalan. Hakimin baktığı dokümanların hepsini Genelkurmay’da bir kasaya kilitledik ve dışarı çıkarmadık. O belgeleri 16 Mart 2013’te savcı Mustafa Bilgili istedi ve verildi. Genelkurmay’dan çıktı ve TÜBİTAK yetkililerine kadar gitti belgeler.”


'Kozmik Oda'da faili meçhul cinayetlerle ilgili arama yapıldı.'

“Kozmik Oda'da Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı gibi faili meçhul cinayetlerle ilgili arama yapıldı. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgisi var mı diye. Girilmesine müsaade edilmesinin nedeni budur. Ben verdim izni, vermezsek, ‘Bütün faili meçhuller buradaydı’ diyeceklerdi. Bu, TSK’nın üzerinde silemeyeceğimiz bir şaibe olarak kalacaktı. Pişman değilim, doğru yaptığıma inanıyorum.”


'Onların yakasından tutar atardık.'

“FETÖ’nün esas güçlendiği dönemin 2002-2012 yılları arsında olduğunu düşünüyorum. Dün burada eski Emniyet Genel Müdürü, göreve geldiğinde 64 il emniyet müdürünün FETÖ’cü olduğunu söylüyor.Bizim elimizde 64 kişinin FETÖ’cü olduğu bilgisi olsaydı, onların yakasından tutar atardık. 2002-2007 AKP, cemaatin bürokrasisine dayanmıştır. Bu dönemde TSK ile çatışma sürecine girmemiştir. 2007 Türk siyasi tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bundan sonra siyasi iktidar Fetullah Gülen cemaati ile tam ittifak haline girdi ve TSK’ya yönelik komplolara destek oldu.
 

'Benim alınmam bir deneydir'

Bana göre kırılma noktası 2011 genel seçimleridir. Cemaat çok sayıda milletvekilliği istedi ve kırılma burada başladı.2012’ye gelindiğinde benim alınmam var. Bu bir deneydir, testtir. ‘Genelkurmay Başkanını alıyoruz, toplum da, kendi kurumu da tepki göstermedi’ diye düşündüler.

'2008-2010’da ben tek başıma mücadele ettim'

Sonra MİT Müsteşarı olayı oldu. O zaman Başbakan olayın vahametini anladı. Ondan sonra da sıra kendine gelecekti. Savaş bence 2012’de başladı. Bu süreç 14 Temmuz 2016’ya kadar geliyor. Bu süreçte Sayın Cumhurbaşkanının FETÖ ile ciddi şekilde mücadele ettiğini görüyoruz. Sonuçlar daha önemli, sonuca odaklanılmalı. Bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanı tek başına mücadele etti. 2008-2010’da da ben tek başıma mücadele ettim.Eğer 2012’den sonra herkes Cumhurbaşkanına bu mücadelede ayak uydursaydı, 15 Temmuz’a gelir miydik, gelmez miydik?”

'Benim olduğum yerde tartışmayın. Ben mahkemeyi bile terk ettim'

Komisyonun AKP’li üyesi Ravza Kavakçı’nın, ordunun dine bakış açısıyla ilgili bir sorusu üzerine CHP milletvekili Mustafa Akaydın araya girdi. Vekiller arasında küçük bir tartışma yaşanırken duruma İlker Başbuğ müdahale etti. Vekilleri sert bir ses tonuyla uyaran Başbuğ, “Benim olduğum yerde tartışmayın. Ben mahkemeyi bile terk ettim” dedi. Bunun üzerine tartışma hemen sona erdi.

'Darbe başarısızlık üzerine kuruldu iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?'

İlker Başbuğ, komisyonun AKP’li üyesi Belma Satır’ın, “Darbe başarısızlık üzerine kuruldu iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Ben Genelkurmay Başkanı olduğum dönemde, özellikle Güney Amerika’daki ordulara komploların nasıl yapıldığını araştırdım. Bir orduyu nasıl dibe batırırsınız? Bunun 3 metodu var:
1- Ordunun kendisine verilen görevde başarısız olmasını sağlarsınız. Biz bunu 2007’de Dağlıca olayında yaşadık. Bu sadece PKK olayı değildi. Açın gazeteleri bakın, o zaman neler yazıldı orduyla ilgili.
2- Silahlı kuvvetler komplolar atacaksın, yargıya taşıyacaksın, silahlı kuvvetler çetedir, terörist yapıdır diyeceksin. Bu da yapıldı ama, Allah’a şükür çöktü.
3- Silahlı kuvvetleri bir darbe teşebbüsüne provoke ediyorsunuz, ama öyle tedbirler alıyorsunuz ki, darbe başarısız oluyor. 15 Temmuz böyle bir model miydi, bilmiyorum. Ama incelenmeye değer bir konu olduğunu düşünüyorum.

 

 

Kaynak:Sözcü

ilkerbaşbuğ darbe kozmikoda
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aleyna Tilki: Allahınızdan bulun
Aleyna Tilki: Allahınızdan bulun
26A Kolektif Cafe 'ye polis ablukası
26A Kolektif Cafe 'ye polis ablukası