Reklam
Reklam
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku!
Sümeyra Karamehmetoğlu

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku!

Bu içerik 3386 kez okundu.
Reklam

"Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki ." diyor Müzeyyen. Sanırım bu cümle filmin kilit cümlesiydi. Kadın adamı bir anda terk ediyor ve bunu yapması gerektiğini ufak bir not ile söylüyor. Adam yani filmin esas erkeği "Arif" haliyle buna üzülüyor. Fakat esas kadın yani "Müzeyyen" bunun yanlış bir şey olmadığını düşünüyor. Böyle bakınca sıradan bir aşk filmi olarak görünebilir fakat kesinlikle öyle değildi.


Aslında 2014 çıkışlı olan bu filmi zamanında fazlasıyla popüler olduğu için izlememiştim . Hatta kafamda filme karşı bir ön yargı bile oluşmuştu. Bu önyargı çoğumuzda vardır belki. "Popüler olan bir şeye karşı oluşan ön yargı." Lakin yeni izleme şansı bulduğum bu film öyle değilmiş.


Arif , iç dünyasında yaşayan, toplumdan bağımsız olmaya çalışan , genel olarak mutsuz bir karakter. Bazı insanlar nedense hep mutsuzdur. Sanki dünyaya mutsuz olmak için gelmiş ve bunu ölene dek sürdürecek gibidir. Dünyanın bütün yükü omuzlarında gibidir böylelerin. En ufak şeyde bile bir mutsuzluk kırıntısı bulurlar. Ruh halleri böyledir. İşte Arif öyle bir karakter. Bir roman yazıyor ve bu romanı bastırmak için yayınevleriyle görüşüyor. Yayınevindeki kişi ise romanında kadın karakterin flu olduğunu, onu biraz ortaya çıkarması gerektiğini söylüyor. Film aslında bundan sonra başlıyor. Arif her ne kadar ortaya çıkarması gereken kadını aramasa da onu karşısında buluyor:Müzeyyen !


Müzeyyen karakterini Arif‘in tanımlarıyla anlatmak gerekirse ; "Müzeyyen hiç flört etmiyordu. Gözlerini kaçırmıyor, heyecanlanmıyor, dili sürçmüyor, dudaklarını ısırmıyor, kendinden bahsetme konusunda en küçük bir heves göstermiyordu. Ya beni etkilemek gibi bir derdi yoktu ya da beğenilmeye çok alışkındı." , "Müzeyyen beni suya götürür susuz getirirdi." -ve belki de en iyisi olan- "Ağlamayan kadın ağlatacak kadındır." gibi tanımlamalar, Arif’in gözündeki Müzeyyen’i tanımanız için yeterli olacaktır.


İkilinin ilişkisi güzel bir şekilde başlıyor ve bir süre böyle devam ediyor. Arif aradığı kadını bulduğu için romanını yazmaya devam ediyor ve gitgide daha iyi bir hâl alıyor roman. “Genel mutsuz” olan Arif, sanırım biraz mutlu oluyor aslında. Lakin bir an geliyor ve ilişki sarsılmaya başlıyor. Müzeyyen hayatta en çok değer verdiği insanı yani babaannesini kaybediyor ve bir daha hiçbir şey eskisi gibi olamıyor Müzeyyen için. Böyle büyük yıkımlardan sonra çoğu insan hayati kararlar alır ve yeniden başlar. Gerçi filmde tam anlamıyla böyle olmadı. Güçlü kadını temsil eden karakter "Müzeyyen" zaafını gösteriyor bize. Müzeyyen,  Arif`i terk ederek eski aşkına dönüyor! Ve böyle yaparak bizi gerçek hayata döndürmüş oluyor aslında. Böyle seven bir erkeğe karşı böylesine güçlü bir kadına rastlamak çok zordur çünkü.


Filmin geri kalanına gelecek olursak, Arif sonunda romanını bastırıyor ve tahmin edileceği üzere adını "Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku" koyuyor. Film ikilinin kısa bir görüşmesiyle sonlanıyor.


Yönetmenliğini Çiğdem Vitrinel`in yaptığı filmde başrolü Erdal Beşikçioğlu ve Sezin Akbaşoğulları paylaşıyor. Oyuncuların filme katkısı da çok fazla tabi. Aynı zamanda İlhami Algör’ün romanından esinlenilen bu filmi çok kafa yormadan , keyifle izleyebilirsiniz. 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beşiktaş'ta transfer tamam
Beşiktaş'ta transfer tamam
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı