Reklam
Reklam
Leylak ve Tomurcuk kokusunda ölüme gidenlerin anısına!
Elif Avcı

Leylak ve Tomurcuk kokusunda ölüme gidenlerin anısına!

Bu içerik 2045 kez okundu.
Reklam

Apar topar içine sürüklendiğimiz Haziran ayının ikinci gecesinde, yüreğimde Hasan Hüseyin’in ilk kez 53 yıl önce hissettiği ezilmişliği çağrıştıran bir hisle kalktım yattığım yerden. Kapı arkasındaki askılardan uzun kolları olan tüm giysileri toplamaya zorlayan bu ayda, yaşamın en ağır kısmıyla yüzleşmek boşuna olmamalı dedim. Gözüm, gece yarısını gösteren saatin takvim yapraklarını değiştirişine takıldı. 2 Haziran yazısıyla o vakit karşı karşıya kaldım. Sonra pencereye koşup geceyi koklamaya çalıştım. Takvimlerin 2 Haziran’a evrildiği bu gece, koksa koksa leylak ve tomurcuk kokardı çünkü!

Hasan Hüseyin Kokrmazgil, Haziran’da Ölmek Zor’un ikinci baskı önsözünde anlatıyor Haziran’da ölmek neden zor diye. Gece neden ve ne zaman leylak ve tomurcuk kokar, tane tane anlatıyor. Korkmazgil, “Kitapların adlarının bir anlamı, bir gerekçesi vardır elbette. Benim ülkemde Haziran, gül, gelincik, kiraz ayıdır. Yoksunluklarla geçen kıştan sonra gelen allı-güllü Haziran, gerçek bir şenlik, bir şölendir.  İsterim ki hiçbir canlı acı çekmesin, ölümün yüzünü görmesin bu güzel ayda” diyor Haziran için. Sonra hemen arkasından da şiirin hikayesini anlatıyor. 63’leri hatırlıyorum diyor Korkmazgil. Sokağa çıkma yasağının olduğu, sokaklarda hakikaten tank, düdük ve tomson seslerinin yankılandığı 63’leri anlatıyor. Sokaklarında tomson, tank ve tüfek seslerinin yankılandığı bir ülkede gazetecilik yapmaya çalıştığından bahsediyor. “Sokağa çıkma yasağı var. Bir görevli kartı vermişler bana. Gecenin herhangi bir saatinde işten çıkıyor, yorgun - argın evime dönüyorum. «hava leylâk/ve tomurcuk kokuyor». 3 Haziran 1963. Duyuyorum ki Nazım Hikmet ölmüş. Bir sanatçı için, böyle bir haberi soğukkanlılıkla karşılamak olanaksız!


hava leylâk

        ve tomurcuk kokuyor

uy anam anam

haziranda ölmek zor

 

dizeleri dökülüyor dudaklarımdan” diyerek anlatıyor 3 Haziran 63 gecesinde diline düşen kederi Korkmazgil. İlk dizeleri 3 Haziran 63’te dökülen, Haziran ayının mottosu olan bu şiir tam yedi yıl sonra yine bir Haziran gecesinde tamamlıyor kendini. 2 Haziran 1970. Darbenin etkisini atlatamamış ülke, kapılarını muhtıraya doğru araladığını bilmiyor henüz. Sabahlara kadar çalışıyor yine basımevinde Korkmazgil. Çalıştığı gazeteden sokağa doğru başını uzatır uzatmaz alıyor haberi. Orhan Kemal ölmüş. 7 yıl önce dökülen dizeler tekrar dökülüyor dudaklarından. Acılarla dolan yüreği daha fazla dayanamayıp oturtuyor onu kalemin kağıdın başına. Ve Haziran’da Ölmek Zor böylelikle uzanıyor bugünlere.

Şiirle başlayan yazın hayatına Bursa Cezaevinde Nazım’a okuttuğu şiirleri Nazım’ın sınavından geçemeyince romanla devam etmiş, ama romanın da hakkını vermiş güzel insan Orhan Kemal… Bereketli topraklarıyla Çukurova’nın, Ceyhan’ın yani Adana’nın kalem tutan eli olup anlatıcılığını üstlenen Orhan Kemal, dışarıdan bakıldığında ‘küçük’ yaşamlara sahip ‘küçük’ insanların kederlerini, hislerini, sevinçlerini kocaman kocaman pencerelerde göstermeyi boynuna borç bilmiş Orhan Kemal… Ve sonra bir gece Haziran ayının en güzel zamanlarına bir ölüm ağırlığı bırakıp geceye karışan Orhan Kemal…

Seneler geçiyor sonra. Takvimler yavaş yavaş sıralanıyor arka arkaya. 1991 senesinin Haziran ayında, hem de tam ikinci gecesinde bir ölümün ağırlığı süzülüyor yine gecede. Artık leylak ve tomurcuğu geçip bir ağır keder doluyor gece.

Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,

   Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...

İşte Tam da böyle bir gecede, 2 Haziran 1991’de, bu sefer Cemal Süreya’nın “Türkiye’nin en iyi şairi” dediği, kocaman cüssesine denk düşmüş yüreğiyle bir çiçek dalı kırılganlığında sevmeyi öğrenmiş koca yürekli Ahmed Arif binmiş sonsuzluk trenine. Ahmed Arif, Diyarbakır’ın hasretle kavrulan, Türk şiirinin Türkçeyi en iyi kullanan şairi. Ama buna rağmen ömrü boyunca, hakkını veremezsem korkusuyla, kendine -göğsünü gere gere- bir kez bile ben şairim diyememiş şair. “Yaşamım boyunca hakkı aradım; ezilenin ve güçsüzün yanında durdum. Memleketlilerim sömürülmesin, memleketlilerim kullanılmasın, memleketlilerim ölmesin diye konuştum. Eşitlik için yazdım, eşitlik için söyledim, eşitlik için dayak yedim, eşitlik için sövdüm. O günleri göremeyeceğimi bilsem de birilerine o günleri gösterebilmek için öldüm.” diye anlatmış kendini. Ahmed Arif’in gözlerinde çocuksu heyecanını büyümüş kederlere harcamış insanların büyüttüğü hüzünden var.

                                                               

Ahmed Arif. 21 Nisan 1927 / 2 Haziran 1991

Yaşamı boyunca iki şey çok güzel yakıştı ona. Biri sevmek. Herşeyiyle kaçmadan, gizlemeden, yorulmadan sevmek. Diğeri, şiir yazmak. Hem de nasıl yazmak! 3 kelimeyle bir sevdayı saç tellerimizle dahi hissettiren bir yazmak. Ahmed Arif ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ dediği zaman sözcükler, hem de tüm sözcükler utanmış varlıklarından. Utanmış şiirler, hikayeler, romanlar…Destanlar, aşıklar ve ozanlar hepsi utanmış bir sevdayı böylesine anlatamadıkları için. Bir Leyla Erbil titrememiş böyle bir sevdayı böyle bir acıya döndürürken. Ahmed Arif ‘Gene bir cehennem var yastığımda/Gel artık…’ dediği vakit Leyla Erbil görmemiş cehennemi, hissetmememiş, kapatmış gözlerini. Telli duvaklı gelin olup uçsa da ellerinden, Ahmed Arif bir gün bile yorulmamış ne sevmekten, ne beklemekten, ne bu cehennemden…

Ölümün en ağır olduğu mevsimde, yaşamın en çok yakıştığı insanlara yakılmış ağıtlar. Her Haziran, yelkovan ve takvim yaprakları yarışırcasına işlerken zamanı ikinci gecesinden itibaren pencereleri açıyorum içeriye dolsun diye gece. Leylak ve tomurcuk kokusu dolsun diye, gül, gonca gelincik dolsun diye. Yollar hakkı verilerek sürdürülmüş bir yaşama çıkarsın diye geceyi, pencereler açık bekliyorum ama geceden içeriye doğru bir hasret süzülüyor. Böyle olunca anımsıyorum bir papatya dalı kırılganlığında olan ama bir yüreği kül edecek kadar da kuvvetli şiirin dizelerini.

Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,

Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret

Ve asıl biz biliriz kederi.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beşiktaş'ta transfer tamam
Beşiktaş'ta transfer tamam
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı