Reklam
Reklam
Ne kadar da teknolojik olduk!
Mert Yıldırım

Ne kadar da teknolojik olduk!

Bu içerik 2095 kez okundu.
Reklam

  

Teknolojinin hayatımızda bu kadar yer edinmesini oldum olası sevmedim. İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte sosyal medya denilen bir mecra ortaya çıktı, varımızı yoğumuzu oraya döker olduk. İnsan hayatına dair hiçbir gizliliğin kalmadığı bu sanal ortamda samimiyet, uçan mürekkep gibi adeta... Her şey çok çabuk olup bitiyor ve anında unutuluyor. İnsanlar gündemde olan konudan başka hiçbir şeyle ilgilenmiyor. O an güncel olan ne varsa yenilip yutuluyor iştahla.

   İnternet bağımlılığı artık çağımızın vebası olmuş durumda. Arkadaş ortamında bile mutlaka elinde telefon olan birileri vardır. Siz konuşmaya, bir şeyler paylaşmaya hevesliyken onlar ellerindeki telefonla var olmayan sanal bir gerçekliğin kölesi olmuş durumdalar. Yoksa insanoğlu farkında olmadan kendi yarattığı teknolojinin kölesi mi oldu?

  Her şeyin fazlası zarar diye boşuna dememiş atalarımız. İnternet bataklığına o kadar saplanmış ki bazıları önlerini göremez olmuşlar. Hayat o sanal ortamdan ibaret değildir. İnsanlar internette fazla geçirdiğinde kendini çevresinden tamamen soyutlamış oluyor. Bu durumun hem sosyolojik hem de psikolojik sebepleri var. Çevresine karşı kendini yalnız hisseden insan internet ortamını kendisi için bir sığınak haline getiriyor. Bütün sevincini, üzüntüsünü, heyecanını, yediğini, içtiğini kısacası her anını orada paylaşarak kendini başkalarına ispatlamaya çalışıyor. Peki, ama bu durum nereye kadar böyle sürüp gidecek?

  Look up diye beş dakikalık bir kısa film var. Bu kısa filmde teknolojinin insanları nasıl bir hale getirdiği eleştiriliyor. Bu filmi izledikten sonra insan çoğu şeyin farkına varabiliyor. Farkındalık yaratmak adına izlenilebilir nitelikte olduğunu düşünüyorum. Eğer fırsatınız varsa beş dakikanızı ayırıp bu kısa filmi izleyin mutlaka. Korkarım insanlar yakında yan yana sohbet etmeyi unutacaklar. Bazıları kendilerini o kadar kaptırdı ki sanal gerçekliğe, yaşamayı unuttular. Bana sorarsanız insan kendisiyle, ailesiyle, arkadaşlarıyla vakit geçirmeli. Duyguların daha ön planda olduğu arkadaşlık ilişkileri daha uzun ömürlü oluyor genelde. Sosyal medyada duygu yerine ego ve kibir ön planda oluyor genelde. Ne kadar çok takipçiniz varsa o kadar egonuz oluyor.

  Hangisini tercih edersiniz: Doğum gününüzde Facebook üzerinden onlarca ‘’İyi ki doğdun’’ mesajı almayı mı yoksa arkadaşlarınızla birlikte pasta kesip eğlendiğiniz bir doğum gününü mü? Anılar sanal dünyada tazeliğini koruyamıyor maalesef. İnsan en çok yaşadıklarından anılar biriktiriyor. Sanal ortamda anı biriktirmek çok zor olabiliyor. Çünkü her şey çok ani ve hızlı bir şekilde oluyor.

  İnternet bağımlıları için gerçek hayatta aitlik hissi neredeyse hiç yoktur. Çünkü tüm var oluşunu sanal mecraya taşımıştır. Fotoğrafları, düşüncelerini, yazılarını oraya taşıyarak kendi aitliğini yaratmaya çalışıyorlar. Modemin fişini çektikten sonra onlar için gerçek hayatta olmak ıstırap vericidir. Bu yüzden gerçeklikten olabildiğince kaçmayı tercih ederler.

Farkında mısınız bilmiyorum ama çocuklar artık eskisi gibi sokaklarda oyun oynamıyor. Çünkü ellerinden o kudretli(!) teknolojinin ürünü olan Ipad düşmüyor. Bütün gün kendilerini sanal bir gerçekliğe hapsedip çocukluklarını yaşayamadan büyüyorlar. Böyle büyümeleri onları hem sosyolojik anlamda hem de psikolojik anlamda zarara uğratıyor ama kimse bunun farkında değil. Göz bozukluğundan tutun boyun kemiğinin eğrilmesine kadar çeşitli hastalıklara sebep olabiliyor fazla İpad kullanımı.

Her anını sosyal ortamda paylaşan insan bir süre sonra teknoloji robotu dönüşüyor benim gözümde. İnstagram’a fotoğraf at, twitter’da yazı yaz, Facebook’ta kim ne yapmış ona bak, sözlüklerdeki konuları oku, snapchat’te anını paylaş.. Dur bir nefes al allah aşkına. Ee gökyüzüne bakmayı neden unuttun? Bütün bu sosyal medyada geçirilen zaman o kadar çok çabuk geçiyor ki dakikaların nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz bazen.

İnternetin aşırı derecede kullanılmasına karşıyım sadece. Bu bağımlılığın insan ilişkilerini olumsuz şekilde etkilediğini düşünüyorum. Güzel havanın tadını çıkarmak varken odalara kapanıp kendimizi sanal mecraya hapsetmenin ne anlamı var?

Jean Paul Sartre demiş ki: ‘’ Bu hayatta önemli olan bir insanın ‘Ben gerçekten yaşadım’ diyebilmesidir. Geriye kalan hiçbir şeyin önemi yoktur.’’ Gerçekten yaşadım diyebilmek için ne yapmak istiyorsunuz? Hayatın tadını doyasıya çıkarmayı mı yoksa sanal arkadaşlıklar kurup gerçekliği unutarak yaşamak mı?

Karar sizin.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beşiktaş'ta transfer tamam
Beşiktaş'ta transfer tamam
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı