Reklam
Reklam
Bir kitap, bir film ve bir albüm..
Mert Yıldırım

Bir kitap, bir film ve bir albüm..

Bu içerik 1774 kez okundu.
Reklam

   Bazen okuduğunuz bir kitap, izlediğiniz bir film veya dinlediğiniz bir müzik albümü insanın hayatını değiştirebiliyor. Orhan Pamuk’un Yeni hayat romanı ‘’ Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti’’ diyerek başlar. Bu yüzden bu yazımda bir kitap, film ve müzik albümü tavsiye etmek istiyorum sizlere. Herkesin zevkine elbette hitap edemem tabii ki ama sevdiğim şeyleri paylaşmayı seviyorum insanlarla. Belki izlediğiniz bir film hayata daha farklı bakmanızı sağlayacak. Belki dinlediğiniz bir müzik albümü hayatınızın başköşesine oturacak ve nereye giderseniz gidin o da sizinle birlikte gelecek. Belki okuduğunuz kitaptaki roman kahramanı en yakın arkadaşınız olacak..

   İlk olarak kitap tavsiyesiyle başlamak istiyorum. Son zamanlarda Mine Söğüt’ün Beş Sevim Apartmanı adlı romanını büyük bir keyifle okudum. Mine Söğüt’ün yazım dilini, üslubunu, kendine özgü tarzını ve duruşunu oldum olası sevmişimdir zaten. Beş Sevim Apartmanı,  beş farklı insanın aynı apartmandaki tuhaf, gizli ve bir o kadar merak uyandırıcı hikâyesini anlatıyor bizlere. Cinlerin ve perilerin kitapta sıkça yer aldığı kitapta oldukça ilginç hikâyeler var.

   Her karakterin farklı bir dünyası var kitapta. Okuyucu o kapıyı araladığında bambaşka şeyler bulabiliyor. Hikâyelerdeki betimlemeler okuyucuyu yormayan türden olduğu için gönül rahatlığıyla okunabiliyor. Mistik ögelerin fazla olması ilk başta ürküntüye sebep olabiliyor. Özellikle geceleri bu kitabı okuduğunuzda tuhaf bir ürperti hissediyorsunuz. Bu tamamen kitabın çok gerçekçi bir bakış açısıyla yazılmasından kaynaklanıyor. Mine Söğüt’ün bazı cümleleri insanın soluğunu kesebiliyor, şaşırtıyor ve büyülüyor. Yaratıcı yazım tarzı, onun bu tür hikâyeleri daha rahat anlatmasını sağlıyor.

   Her karakter özenle yazılmış gibiydi adeta. Doktor Bay Samimi’nin Cihangir’deki Beş Sevim Apartmanına kapattığı bu beş kişi aslında bizlere çok şey anlatıyor. Özellikle apartmana ismi konulan Sevim Hanım’ın hikâyesini çok seveceksiniz. Kısacık bir kitap olmasına rağmen içinde bir sürü hayat var. Sevim Hanım’ın hikâyesi bence kitaptaki en güzel hikâyeydi. Ne zaman yolda kedi besleyen yaşlı bir kadın görsem aklıma hep Sevim Hanım geliyor artık. Diğer beş kişinin de hikâyesi beni çok etkiledi. Doktor Samimi’nin günlüğü çok çarpıcı izler taşıyordu romanda. Mine Söğüt iyi ki yazmış bu romanı. Yoksa böyle güzel karakterle hiç tanışamamış olurduk.

  Film tavsiyesi olarak Suffragette filmini seçtim sizler için. Suffragette izleyende unutulmaz izler bırakan başarılı bir film. Yönetmenliğini Sarah Garvon’un yaptığı bu film İngiltere’deki feminist direnişi anlatıyor. Kadınların oy kullanmadığı bir dönemde, yaşanan olumsuz koşullara boyun eğmeyen kadınların hikâyesi bu. Oy verme hakkının hangi zorluklar sonucunda kazanıldığına tanık oluyorsunuz izlerken. Suffragette kadın haklarının savunan kişi anlamına geliyor.

  Bu filmde kadınlar, kendi haklarına kendileri sahip çıkıyor. Helena Bohnam Carter, Merly Streep, Carey Mulligan’ın şahane oyunculukları filme damgasını vuruyor. Başarılı bir senaryo, yaşanmış bir olaya dayanan bir konu ve çekimler filmi güzelleştiren başka detaylar. Hak aramanın ne kadar doğal bir ihtiyaç olduğunu fark ediyorsunuz izlerken. Acımasızlaşan İngiliz hükümet sistemine karşı gelmeleri, cesurca davranışları, kadınların iş hayatında ve siyasi hayatta söz sahibi olmaları için bir adım öne çıkıp kendilerini bu amaçta feda etmeleri takdire şayan bir durumdu.

  Hangi dönemde, hangi ülkede olursa olsun kadınlar var olduğu sürece tehlikelere, bir takım tacizlere maruz kalıyorlar. Bu duruma dur demek için böyle cesur insanlara ihtiyacımız var toplum olarak. Sindirilen değil, haksızlığa, tacizlere dur diyen toplum gerek bize. Kadınların evlere hapsedilmediği, özgürce kendi ayaklarının üzerinde durabildiği bir ülkede her şey daha iyi olur inanın bana. Filmin sonunda çeşitli ülkelerin kadınlara oy hakkı verdiği tarihler sıralanırken Atatürk’ün ne kadar büyük bir işe imza attığını bir kez daha göreceksiniz.

Müzik albümü olarak ise Monica Molina’nın Abriendo  Puertas adlı albümünü seçmek istedim. Hazır yaz gelmişken şöyle insanın içini huzurla dolduran bir sesle hayatınıza renk katabileceğini düşündüm. Özellikle İspanyolca şarkılarının melodisi insana iyi geldiğini düşünüyorum. Bu albümünde en iyi şarkıları yer alıyor. En iyi şarkılar size uzun yolculuklarda eşlik edebilir. Monica Molina tam bir İstanbul aşığıymış. Bu nedenle albüm kapağının fotoğrafı İstanbul’da çekilmiş. Bu albümü keşfettikten sonra şarkılarını hemen benimsemiştim. Monica Molina’nın kendi kültürünü şarkılarında iyi yansıttığını düşünüyorum.   Umarım dinleyeceğiniz bu şarkılar, izleyeceğiniz Suffragette filmi ve okuyacağınız Beş Sevim Apartmanı romanı hayatınızı güzelleştirir.

Benim hayatımı güzelleştirmeye yettiler..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beşiktaş'ta transfer tamam
Beşiktaş'ta transfer tamam
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı