Reklam
Reklam
Bir çocuğun gülüşünde 2017'yi beklerken...
Elif Avcı

Bir çocuğun gülüşünde 2017'yi beklerken...

Bu içerik 1158 kez okundu.
Reklam

Penceremizde kuş sesleri yok artık. Duyabileceğimiz tek kuş sesi, olur da inersek denizin kıyısına, martı sesi bundan böyle. O da gökyüzüne doğru biraz simit fırlatırsan ya da başını denizden kaldıranı bulursan… Pencerimizdeki kuş sesleri yerini soğuk bir uğultuya bıraktı. Bir ses soğuk olur muymuş demeyin sakın! Kuş seslerinin yerini alan uğultu sesleri gayet soğuk olabilir, bir yılın sonu geldiyse hele.

Eski yılın son saatlerinde, bir film şeridi gibi geçiyor mu gözlerinizin önünden geride kalan koskoca bir yıl sizin de? Tüm iyiliklerin arka arkaya sıralandığı yeni yıl dilekleri doladık dilimize hafta başından beri. İyi bir yıl olsun, sağlıklı, mutlu, başarılı, sevgi dolu… Umutlu sözcüklerin arasına bir de şunu sıkıştırdık usulca: Mümkünse hiç ölmeyelim, mümkün değilse de daha az ölelim yeni yılda! Hafta başından beri yeni yılı karşılamak için yanıp tutuşan bu hali düşünüyorum. Nereden tutmaya kalksak oradan kanadığımız, nereye sarılmaya çalışsak orada öldüğümüz bu yıl bitsin diye mi bu çabamız? Gözyaşlarını, yürek burkan açıklamaları, aklımızın almadığı tüm çirkinlikleri 2016’nın arkasına kilitleyelim diye mi istiyoruz bu kadar 2017’nin bir an önce gelmesini?

Ne çok öldük 2016’da! 21. yüzyıl tarih sayfalarında kendine yer açmakla meşgulken, 3 tarafı denizlerle kaplı, 2 tane boğazı olan, bir ucu Avrupa’ya bir ucu Ortadoğu’ya uzanan biricik ülkemizde biz durmadan öldük! Sokakta yürürken, durakta otobüs beklerken, okul yolunda öldük, güvenlik zaafiyeti yok dediler. Parkta dolaşırken, caddede tur atarken, camiden çıktığımız esnada öldük, teröre teslim olmayacağız dediler. Havalimanında, düğünde, emniyette nöbet tutarken öldük, haber yapmak yok, yayın yasağı var dediler. Omuzdaki rütbeye selama dururken, maçtan dönerken, çarşı iznine çıkarken öldük, bizi bölemeyecekler dediler. Koskoca bir yıl boyunca biz 365 gün ölüme gittik, şık ceketlerinin arkasında kararmış kalbini gizleyenlerden biri bile istifaya gitmedi.

Kirli gülüşlerinin ardından teker teker kınadılar ölmelerimizi. Kınadıkça hırçınlaştılar. Onlar hırçınlaştı, biz öldük. Eğer nefretten körelmiş kalplerini kapatmasaydılar çocuklara, eğer kinlerinde palazlanan ateş değmeseydi masum olana çıkmazdık Ahmed Arif’in sözlerinden. Hep bir ağızdan okurduk 33 Kurşun’un öğüdünü. Bir olur haykırırdık “Vurun ulan/ Vurun/ Ben kolay ölmem/ Ocakta küllenmiş közüm/ Karnımda sözüm var/ Haldan bilene” diye. Bizim karnımızda sözümüz bitti. Bizim cümle olacak sözümüz bitti onların ateşi küllenmedi. Küllenmeye yüz tuttukça harladılar. En masumları, en güçsüzleri, en kolay alev alacakları sürdüler közün üzerine.

Çocuklara uzandı elleri. Önce Karaman’da doğurdular geceyi. 45 çocuk için, ayrı ayrı 45 küçücük çocuk için daim ettiler karanlığı. 45 çocuk yaşama küstü. Yarınlara, doğan güneşe küstü. Burunlarını kollarına sile sile ağladı 45 çocuk! Şık ceketleriyle meydanlarda daha fazla bağırdılar. Daha fazla yükselttiler seslerini, duymamak için bir gece yarısı uykusunda ağlayan bir çocuğun sesini.

Öfkeleri dinmedi. Nefretin ateşini harlamaya devam ettiler. Elleri yine en güçsüz olana, en kolay alev alacak olana gitti. Hiç sızlamadı içleri. Yürekleri acımadı. Aladağ’da canlı canlı yaktılar çocukları! Adana’da, Aladağ’da kaçıp gitmesinler diye yangın merdivenlerini dahi üzerlerine kilitleyip, kapalı kapılar arkasında canlı canlı yaktılar gülüşleri en sesli olanları. 11 tane çocuğu koruyamadılar. 11 çocuğun yanmış bedenlerine bakıp ailelerine sabır dilediler sadece. Sonra bir gün, yakamadıkları çocukları evlendirmeye kalktılar tecavüzcüleriyle, rızası var diyerek. Küçücük çocukları bedenlerinin dayanmayacağı, akıllarının almayacağı günlere uyandırmak istediler. Bir tanesinin bile uykuları bölünmedi. Bir tanesinin bile gözünden bir damla yaş süzülmedi.

2016’da çok fazla öldük. Her ay, her hafta, her gün… Yok yere ölen çocuklara üzülen insanların, yok yere ölmesine üzüldük. Kalbi kirlenmemişlerin, bu kirden pas tutmuş siyasetin içinde erimesine üzüldük. Bu yüzden hep bir an önce bitsin istedik bu yıl. 2017 için düzenlenen bu törenler, yükselen süslü ağaçlar, yeri göğü inleten bu müzik sesleri bundan!

Gökyüzünden iri, beyaz taneler düşüyor bir süredir. Kalorifer peteklerinin üzerinde sıra sıra dizilen eldivenler, portmantonun içinde bağcıkları ıslanmış ayakkabılar var. Yüklüklerden en kalın yorganlar, sandıklardan en kalın kazaklar çıktı artık, naftalin kokuları hala üzerlerinde. 2016, tüm acıları silmemize fırsat vermek için usul usul kenara çekildi bu gece. Dilimizde dumanı tüten salep, parmaklarımızda yeni soyulmuş mandalinanın kokusu, kalbimizde sıkıca tutunduğumuz umut, aklımızda art arda sıralanmış iyi dilekler var. 2017 yeniden doğan sözcüklerin, gözlerin nemini silen gülüşlerin, bir çocuğun gözlerinde filizlenen yepyeni bir yaşamın yılı olacak! Nasıl diyordu bir sözcükle bir dünya kuran güzel yürekli bir insan “Enseyi karartmayın” diye, işte öyle!

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beşiktaş'ta transfer tamam
Beşiktaş'ta transfer tamam
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı