Şiddetin normalleşmesi ve Kuyu köpek
Mert Yıldırım

Şiddetin normalleşmesi ve Kuyu köpek

Bu içerik 716 kez okundu.

  Birkaç gün önce sosyal medyada çeşitli görüntüler çalkalandı. Bunlardan ilki sosyal medyada dövdüğü kızın videosunu yayınlayan twitter kullanıcısıyla ilgiliydi. Üstelik bunu yapan bir kızdı. Mesajlaşmalar sonucunda evde biten kavga birçok tepkiyi de beraberinde getirdi. İki kız arasındaki bu kavganın sosyal medyaya taşınması birçok insanın ilgisini çekti. Dövdüğü kızın videosunu çekip utanmadan sosyal medyaya koyan kızın bundan böbürlenerek bahsetmesi kadar kötü ne olabilir?

  Aralarındaki sorunu geniş kitlelere taşıyarak birçok öfke okunu da kendisine çekti. Yaptığı doğru muydu peki? Kesinlikle yanlış bir şey. Aralarındaki anlaşmazlıkları normal yollardan çözmek varken tutup video çekmek ve bunu paylaşmak nasıl bir psikolojidir? İçinde yaşadığımız toplumun özü bu mu yani? Şiddet mi?

  Merly Streep, Golden globe’da yaptığı konuşmasının bir kısmında şöyle diyor: ‘’Saygısızlık, saygısızlığı davet eder; şiddet şiddeti teşvik eder.’’ Onun bu sözünden yola çıkarak şiddetin daha büyük bir şiddeti ortaya çıkardığını söyleyebiliriz. İçinde yaşadığımız toplumun genelinde şiddet havası hakim. Her ne kadar kendini belli etmese de insan ilişkilerinde bu durum daha çok kendini belli ediyor. Mecliste yapılan kavgalar sokağa taşıyor. İnsanlardan sakin olmasını söyleyenler, mecliste yumruk yumruğa kavga ediyor. Daha kendileri anlaşamazken halkın sükûnet içinde kalması nasıl beklenilebilir ki?

  Şiddet uygulayan kişi ama diğerleri de aynı şeyi yapıyor diyerek bu durumu daha çok meşrulaştırıyor. Peki böyle bir ortamda insanca yaşabilmek mümkün mü? Şiddetin hüküm sürdüğü bir ortamda huzur içinde yaşamaktan söz edilebilir mi sizce? Şunu unutmamalıyız ki şiddet hiçbir şeyin çözümü değildir. Bu kız kavgasının sosyal medyaya taşması normal bir durum değildi.

 Eminim insanların o videoyu izlerken kanları donmuştur. Bu güç gösterisinin kime ne faydası olabilir ki? Kız bir de utanmadan yaptığının arkasında duruyor. Yaptığı pişkince açıklamalar onu daha çok hedef tahtasına yaklaştırıyor. Haklıyken haksız duruma düşmek böyle olsa gerek. Ben videoyu izlerken haneke filminden bir bölüm izliyormuşum gibi hissettim. Burnu kırılan kızın çaresizliği insanın ruh halini bozmaya yetiyor. Yanında savunmasız bir insana bu denli fazla şiddet uygulamak neyin çözümü olabilir? İnsanca konuşmayı, iletişim kurmayı ne zaman unuttu bu toplum acaba? Bu ilkel duygular toplumun genlerinde mi var acaba diye düşünmeden edemiyor insan.

  Ortada bir sorun varsa eğer çözüm konuşmaktan geçmelidir. Eğer konuşmazsak, problemin ne olduğunu ortaya koymayıp çözüm üretmezsek o zaman vahşi doğada yaşayan hayvanlardan ne farkımız olacak? Keşke şiddet yerine karşısındakiyle sağlıklı bir şekilde konuşmayı tercih etseydi. Karşısındaki kız ne kadar anlayışsız olursa olsun konuşmak bazen işe yarayabilir.

  Michael Haneke’nin Funny Games filminde bu tarz şiddet içeren eylemler fazlasıyla yer alır. Haneke, filmlerinde izleyenleri rahatsızlık vermek ister. İzleyici bir yandan filmi izleyip bir yandan yönetmenin kendisine doğrulttuğu sivri mesajı hisseder ve bundan rahatsızlık duyar. Yönetmenin başarısı gerçekçi bir yol izlemesinden kaynaklanıyor. Bu yüzden Funny Games filmi oldukça gerçekçi bir filmdir. Şiddetin doğasını anlatmaya çalışır bize Haneke bu filminde. Bunu anlatmaya çalışırken de izleyeni germeyi de ihmal etmez.

  Sosyal medyaya yüklemesi aslında toplumdaki şiddetin normalleşmesine tipik bir örnek. Bombalarla yaşayan bir toplum olduğumuz için -ne yazık ki- bu tür şiddet gösterilerine sadece belirli bir kesim tepki gösterebiliyor. Twitter’daki bilinçli kullanıcılar sayesinde olay üst mercilere taşındı ancak çözüme kavuşmadı. Çünkü şiddet, taciz, tecavüz yanlıların cirit attığı bir coğrafyaya döndü artık burası. Kadınlar yolda yürürken başına bir şey geleceğinden endişe duyuyor. Bunu kim yaptı? Şiddeti normalleştirenler yaptı.

  Şiddetin normalleşmesi eğitimsizlikten kaynaklanan bir durum ne yazık ki. Eğitimli bir toplumda bu tür olayların görülmesi çok nadirdir. Toplumların gelişmelerinin tek yolu eğitimden geçer. Bu bilinçle hareket edildiğinde ortada ne şiddet ne de bu tarz videolar kalır. Keşke şu coğrafyada şiddet yerine insan hakları, adalet, demokrasi, insanın bir başka insana duyduğu saygı ve önemlisi eğitim olsaydı. O zaman her şey daha farklı olurdu inanın bana.

**

Bazen bir köpek içinde yaşadığımız umutsuzluk ortamında bir umut ışığı olabiliyor. Önceki günlerde Beykoz’da bir sondaj kuyusuna düşen köpek için sosyal medyadan yüzlerce insan seferber oldu. Onun oradan çıkarılması için ellerinden geleni yaptılar. Hatta lise öğrencileri onun için robotik kol bile yaptı. Yaptıkları kol işe yaradı ve bugün köpek o kuyudan kurtarıldı. Çoraklaşan insanlığa bir tohum ekti sanki bu kuyu köpek. Öyle ki onun kurtuluşuna herkes sevindi.

Demek ki hala insanlık için umut var. Hala şiddet yerine barışın, insanlığın olduğu bir dünya yaratmak mümkün ve bu bizim elimizde. Bir kuyudan sadece bir köpek çıkmıyor. Toplumun vicdanı, bir arada olmanın ve birleşmenin verdiği heyecan ve bir canlıyı kurtarmanın umudu da birlikte çıkıyor.

Toplumca ihtiyacımız olan şey bence tam olarak bu: Bize insanlığımızı yeniden hatırlatan şeylere ihtiyacımız var, şiddetin normalleşmesine değil. Yaşadığımız hayat yeteri kadar iyi değilken şiddetin normalleşmesi bu duruma tuz biber ekiyor. Bu nedenle bir köpeğin kurtuluşundan mutluluk duymak her şeye bedel olabiliyor. İnsanlığımızı kaybetmemek bizim elimizde. Umarım bu köpek unutulmuş insani değerlerimizi bize yeniden hatırlatmaya yeter. 

Email: journalist.mert@gmail.com

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Onlar Birlikte Selamlayacaklar
Onlar Birlikte Selamlayacaklar
CHP'nin 2019 Seçimlerindeki Başkan Adayı İlhan KESİCİ Kimdir ?
CHP'nin 2019 Seçimlerindeki Başkan Adayı İlhan KESİCİ Kimdir ?