Reklam
Reklam
Biz Daha Başlamadan Bitti Dedik - 2016 Rio Olimpiyatları
Çağkan Yapıcı

Biz Daha Başlamadan Bitti Dedik - 2016 Rio Olimpiyatları

Bu içerik 2321 kez okundu.
Reklam

Türkiye Futbol Milli Takımı, son yıllarda mucizevi dönüşleriyle birlikte güzel bir sloganı ülkenin kendini ifade biçimine çevirmişti: “Biz bitti demeden bitmez” Ancak ne yazık ki bu sloganı artık kötü anacağımız bir şekle sokmuş durumdayız. Euro 2016’da Milli Takım’ın Hırvatistan ve İspanya karşılaşmalarındaki mücadeleleri, turnuvanın daha başlamadan kafada bittiğini bizlere göstermişti. Evet, yine biz bitti demeden bitmemişti ancak bu sefer daha başlamadan bittiğini biz kendi kendimize söylemiştik bile.

Başlık belki çok iddialı ancak Olimpiyatların başlamasına 1 gün kalmışken ülkedeki herhangi bir televizyon kanalının (özellikle devlet kanalı) olimpiyat oyunlarının yayın haklarını almaması ve dolayısıyla sporun en üst düzey mücadelelerini Türkiye toplumunun izleyemeyecek olması kabul edilebilir bir durum değil. Henüz turnuva başlamadan sınıfta kaldık ve tabiri caizse “biz bitti dedik” düşüncesindeyim. Ki bu ülke 2020 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapmak için aday olmuştu ve 2024 Olimpiyatları için tekrardan ev sahipliğine aday olacak. Televizyon kanallarında gösterilmeyen bir organizasyona ev sahipliği yapmak için nasıl bir sunum hazırlayacağımızı cidden merak ediyorum.

Önümüzdeki 1 ay içerisinde dünyanın en yetenekli sporcularını kaçırırken Yetenek Sizsiniz tarzı yarışmalara reyting rekorları kırdıracağız; dünyanın en heyecanlı mücadelelerini kaçırırken Wipe Out tarzı programları pür dikkat izleyeceğiz. Ülke olarak böyle bir kültüre sahip olmak veya böyle bir kültürsüzlüğe sevk edilmek gerçekten çok üzücü. Spor kültürünün olmadığı bir ülke madalya sayısı ne olursa olsun daha turnuva başlamadan başarısız olmuştur. Çünkü ne yazık ki birazdan tartışacağımız gibi çeşitli madalya alma yöntemleri mevcut. Turnuva sona erdiğinde spor kanallarımızda Türkiye’nin başarılı olup olmadığı tartışılırken madalya sayılarımız esas alınabilir ancak bu gerçeği pek yansıtmayacaktır.

Olimpiyat oyunları öncesi uluslararası medyada Türkiye atletleri çok fazla eleştirildi. Olimpiyat kafilesindeki her 2 atletimizden 1’i devşirme. Hatta bu oranı turnuva sonrasında madalya alan sporcularımızdaki devşirme oranı olarak değiştirdiğimizde sonucun çok daha vahim olma ihtimali yüksek. Devşirme sporcuların meşruluğu hakkındaki tartışmalar devam ediyor olsa da Türkiye bu konuda –tamamen ahlaki- belli bir sınırı aşmış gözüküyor. Yani turnuva boyunca Türkiye adına “başarı” olarak nitelendirilecek madalya yada mücadeleler sonrasında Ahmet Çakar’ın “Yasmani Copello da kim” tweet’i gibi sosyal medya mesajlarını sıkça görebiliriz.

Devşirme sporcuların meşruluğunu şahsen o ülkedeki spor kültürüne bağlıyorum. Belli bir kültürü tabana yerleştirmiş ve başka ülkenin vatandaşı olsa dahi o sporcuyu kendi ülkesinde “yetiştirmiş” ülkelerin devşirmelerinde herhangi bir sorun görmüyorum. Ancak Türkiye gibi sporcu yetiştirme sorunu yaşayıp başka ülkelerdeki sporcuları “transfer” ederek madalya sayısını arttırmaya çalışan ülkeler bu işin doğasını bozuyorlar. Popüler spor dallarından örnekle özetleyecek olursam -şahsi fikrim- Mesut Özil’in Almanya milli takımında oynaması, Emre Mor’un Türkiye milli takımında oynamasından bile meşrudur ancak 12 Dev Adam’ın devşirme statüsünde oynatmak için Langford’a teklif götürmesi –kurallara aykırı olmasa bile- sorunludur.

İzleyici olarak da maalesef bu devşirme sporcularımızla bağ kurabileceğimiz düşüncesinde değilim. Anadolu’nun göbeğinden çıkıp üstün başarılara imza atan Süreyya Ayhan’ın ileride sporcu olmak isteyen genç kızlarımız üzerindeki etkileriyle Yasmani Copello Escobar’ın etkisi tabiki de bir olmayacaktır. O senelerde tabanla bağ kurup birçok sporcu yetişmesini sağlayan Süreyya Ayhan’ın yaratmış olduğu kültüre ne yazık ki bu olimpiyat oyunlarında ulaşılabilecek gibi durmuyor. Tabi Süreyya Ayhan konusundaki doping skandalını başka bir tartışma konusu olarak tutuyorum.

Görüntü tabiki de tamamen devşirme sporculardan ibaret değil. Bağ kurmamızı sağlayabilecek, bu ülkede yetişmiş sporcularımız da elbette mevcut. Özellikle benim ilgi alanım olan spor dalları çerçevesinde Çağla Büyükakçay’ın burada olması dahi çok büyük bir başarı ve örnek olacak bir hikaye teşkil ediyor. Elbette yorumlarımı bu isimleri ayrı tutarak yapıyorum.

Bir diğer konu ise doping. Maalesef bu konuda ülkemiz son zamanlarda çok büyük skandallar yaşadı. Yukarıda bahsettiğim tabanla bağ kuracak isimler dahi dopingli çıkmaları gerekçesiyle büyük hayal kırıklığı yarattılar. Son olimpiyatlarda bize atletizm tarihimizdeki ilk altın madalyayı getiren Aslı Çakır Alptekin, yine o sene aynı dalda Avrupa Şampiyonu olan Nevin Yanıt gibi Türkiye’de sokaklara ismi verilen, kamu personeli olmak için girilen sınavlarda sorulan sembol isimler dahi doping sebebiyle müsabakalardan men cezası aldı.

Ortaya çıkan doping skandalları ne yazık ki sadece sporcuların kişisel kararlarından ibaret değil gibi gözüküyor. 2013 yılında 648 numunenin 90’ı yani %14’lük oranla her 7 sporcudan 1’inin dopingli olduğu ortaya çıktı. DMK tarafından açıklanan rakamlarda doping yaşının 15 yaş altına kadar düştüğü görülüyor. Bu yaştaki insanların kendi tercihleriyle dopinge ulaşmalarının oldukça güç olduğunu düşünürsek velilerin ve antrenörlerin doping kullanımına dahil olduğunu anlayabiliriz. Son zamanlarda özellikle Halter gibi belirli branşlarda ard arda patlayan doping skandalları ne yazık ki Türkiye adına iyi bir görüntü teşkil etmiyor.

Bu konuda bir eleştiri de devletin tutumuna yöneltmek gerekiyor. Ne yazık ki Spor Bakanımız, dopingli olduğu tescillenen sporcunun arkasında durarak onu savunuyor. NBA’de basketbol oynadığı dönemde doping kullandığı gerekçesiyle 20 maç ceza alan sporcu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ünvanını alıyor. Şuan istifa etmiş olsa da Türkiye Basketbolu ellerine teslim ediliyor. Örnek sporcu olarak gençlere aktarılıyor. Başarıları ayrı bir konu ancak gerek doping meselesi gerekse prim meselesi sebebiyle örnek olmadığı çok açık. Devlet kanalından arkasında durulan ve örnek gösterilen sporcuların tescilli doping kullanan sporcular olması şuan spora başlayan gençler için hiç iyi bir durum değil. Umarım bu olimpiyat oyunlarındaki durumumuz geçen senelerdeki gibi vahim olmaz.

Ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ünlü bir sözü var: “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklı olanını severim”.

Bu yazıda ahlaken Türkiye Olimpiyat kafilesini ve ülkedeki spor kültürünü ele almaya çalıştım. Turnuva boyunca bizi temsil edecek olan ahlaklı sporculara başarılar dilerim.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beşiktaş'ta transfer tamam
Beşiktaş'ta transfer tamam
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı