Reklam
Reklam
BABAMIN KANATLARI'NDAN BABAMIN KALBİNE GİDEN YOL
Muzo

BABAMIN KANATLARI'NDAN BABAMIN KALBİNE GİDEN YOL

Bu içerik 1623 kez okundu.
Reklam

 

 

Yıl 1960. Japonya'da bir film gösterime girer.

Filmin adı Hadako no shim.

Nam-ı diğer The Naked Island ya da Türkçesi ile Çıplak Ada.

"Gerçekten çıplak , çorak olan küçük bir adanın tek yaşayanları anne, baba ve iki çocuktan oluşan dört kişilik bir Japon ailesi. Ailenin iki çocuğundan büyük olan her sabah annesi ya da babası tarafından kayıkla kasabadaki okula götürülmekte ve akşam alınmaktadır. Çocuğun bırakılış ve alınışlarında da mutlaka iki kova su getirilmektedir. Günlerden bir gün büyük çocuk hastalanır. Doktor için kayıkla kasabaya geçer baba ama adalarına döndüklerinde çok geçtir. Tekrar gündelik yaşamlarına dönen anne, baba ve küçük çocuğun adadaki hayatları aynı şekilde devam ederken bir sabah aniden annenin kadere karşı koyan çığlığıyla irkiliriz..." 

Film çıplak olan adayı “ağaçlandırma” gibi bir görevi üstlenmiş ve sanat ile bir şeyler yapılabileceğini göstermiştir.

Avrupa başta olmak üzere vizyona girdiği her yerde “kuyruklar” oluşturacak şekilde izlenmiştir.

Aynı yıllar.

Fakir Baykurt’un “Yılanların Öcü” romanı filme uyarlanır. Kara Bayram ve Haceli’nin hikayesi. Köylülük, sorun ve iktidar eleştirisi…Kara Bayram; karısı, annesi ve çocuklarıyla beraber sakin bir hayat süren, toprak işleriyle uğraşan bir çiftçidir. Komşuları Haceli, Bayram'ın evinin önüne ev yapmak için temel atar. Aslında temel iki aile arasındaki büyük düşmanlığın başlangıcına atılmıştır. Oysaki en büyük hata Kara Bayram'ın evinin önünü satılığa çıkaran ve Haceli'yle bu toprağı satan muhtardır. Ancak Bayram ve Haceli gerçek suçluları aramaktansa, aralarında ezeli bir rekabete girmeyi seçerler. Irazca ve Bayram'ın Haceli'yle ait kerpiçleri yok etmesiyle aralarındaki anlaşmazlık bir savaşa dönüşecektir."

Film yasaklanır.

Sebep?

“Devletin imajını bozuyor!” demişler.

Sonra kapitalizm gelir.

Sonra etek boylarının kısaltılması sonucu izlenme rekorları kırılan filmler afiş afiş ülkenin imajını süsler!

Yılmaz’lar çıkar ve kocaman “Duvar”lar örülür önlerinde. “Otobüs”ler yolda durdurulur ve “Hakkari’de Bir Mevsim” kaderine terk edilir.

Sinemalar AVM’lere tıkanır kalır…

Sonrası…

İç savaş.

Kendi iç savaşımız!

Kadın ve işçi cinayetleri!

Tamamı önlenebilir ölümler olan cinayetler!

İstatistikler……

Daima erkeği ve patronları koruyan bir hukuk yapısında belirlenen istatistikler. Üç tür yalanın en hukuki olanı.

Yalan, Kuyruklu yalan, İstatistiki yalan

Her yıl artan istatistikler…

“Aslında artış yok sadece ilgi artışı var” iktidar söylemi.

Fotoğrafın hikayesi ise “zorunluluğun” resmedilmesidir. Ve resmin paylaşımı.

İlyas Siğinç.

Yaşamını resmettiği fotoğraftan sonra 13. Katan “atılarak” öldürüldü. Burada bir iddiada bulunmuyorum. Gerçeği söylüyorum. 13. Kattan onu iten tam olarak patronların kurduğu sistemdir. Yıkılmadıkça da ölümler durmayacaktır.

Ve bir film.

Babamın Kanatları.

İnşaat yaşamını konu edinen ve ölüm ile yaşamın birlikteliğinin anlatımı.

İbrahim’in Hikayesi.

Düşünüyorum da hepimizin hikayesi. En çok da babamın hikayesi. Defalarca düştüğü halde “yaşamak” için çalışmaya devam eden babamın hikayesi. Ülkenin hikayesi.

Ve hikaye öyle bir anlatılmış ki tıpkı bir inşaat işçisinin yaşamının gerçekliği gibi. Gerçeklik: kimsenin beklediği gibi olmayan. Hem izleyenlerin beklentisini boşa çıkaran (alışılmış beklenti) hem de İbrahim’i. İnşaat İbrahim’in gerçekliğidir ve İbrahim asla istediğine ulaşamayacaktır.

İyi bir film izleyicisi olduğumu iddia eden biri olarak diyebilirim ki film her anlamda ters köşe yapan bir film. Gerçeklik canımıza okuyor. Ağlamak isterken ağlayamama….

Menderes Samancılar…

Ülkenin sorununu işleyen filmin “hepimizin hikayesi” olduğu gerçeğinin yanı sıra “gerçek” olanı da yüzümüze çarptığı görülebilir.

Görülmek istenirse!

Diyelim ki görmek istiyoruz. “Ben kendi gerçekliğimi izlemek istiyorum” diyorsunuz. İşte tam da İbrahim’in durumu. Emekli olması için 8000 tl’ye ihtiyacı olan İbrahim’in isteği gibi bizim de isteğimiz yerine gelmeyecektir. Çünkü…

Film ülkemizde sadece 9-10 salonda gösterilmektedir. İnşaat işçilerinin “geldikleri” yerlerde ise yok. Yasaklayan devletten yasaklayan sisteme geçişin gerçekliği. Halk-sanat-devlet-sitem arasında çözülemeyen bir sorunsallık!

Aldığı ödüllerin gösterildiği salonlardan daha fazla olması ise sistemin gerçekliğe yaklaşımını ve gerçeklikten nasıl korktuğunu gösterir. 

1960'lardan bugüne devam eden iki olgu. Gerçeklik ve gerçekliğin yasaklanması.

Ülkemizin de gerçekliği!

Babamın kanatları üzerine çok şey yazılabilir. En çok da İlyas Siğinç’in kalbi paylaşılabilir örneğin.

Başka Sinema sitesinde “Babamın Kanatları” için yazılmış son cümle ile İlyas Siğinç ve niceleri anlatılabilir.

 “İbrahim’in zihninde şu soru daha belirgin hale gelir:  Geride ailesine bırakacağı ne vardır:

Yaşamı mı, ölümü mü?

Babamın Kanatları ile Babamın Kalbi’nin buluşma noktasında en çok sevilen aileye, geride kalanlara bırakılan şeyin ölüm olduğu görülecektir.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Beşiktaş'ta transfer tamam
Beşiktaş'ta transfer tamam
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı
Pentagon El Adnani'nin ölümünü doğruladı